• Uzm.Kl.Psk Ecemnur Torun

Kadın ve Erkek Cinselliği: Cinsel İşlev Bozuklukları

Güncelleme tarihi: 16 Kas 2021



Cinsellik Nedir?


İnsan cinselliği, fiziksel, psikolojik ve kültürel koşulların tümü tarafından etkilenen ve karşılığında onları etkileyen karmaşık bir bütündür. Cinsellik, ".... yaşam boyunca deneyimlenen, cinsel ilişki, cinsiyet rolleri, cinsel yönelim, erotizm, haz, yakınlık ve üreme konularını içeren, insan olmanın temel bir özelliğidir.”(Who, 2006)

Peki cinsel işlev bozukluklarında psikolojik faktörlerin rolü nedir?

Organik temellerde açıklanamayan cinsel işlev bozuklukları için psikolojik faktörler açıklayıcı olabilir. Bazı durumlarda sıkıntılar biyolojik kökenli olsa da, psikolojik faktörler de bozukluğun seyrini arttırıyor ya da iyileşme sürecine engel oluyor olabilir. Bu durumlarda, konu ile ilgili, bireysel olarak ya da partnerinizle birlikte destek alabilirsiniz.


Başlıca Cinsel İşlev Bozuklukları

1- Vajinismus: Vajinismus, vajina girişindeki kaslarda meydana gelen istemsiz kasılmalardır. Vajinismus, vajinada gelişen bir patolojiye bağlı olarak (enfeksiyonlar, doğum sonrası kas dokularındaki bozulmalar, vajinal darlık, hemoroitler, kistler..vs gibi) gelişebileceği gibi kişinin inanç sistemine bağlı olarak katı yetiştirilmesi, bilinçli ve bilinçdışı korkular ve suçluluk, cinsel tacize maruz kalma durumları veya partnerle yaşanılan sorunlar neticesinde gelişebilir. Fiziksel ve psikolojik faktörler bir arada bulunabileceği gibi, yalnızca fiziksel ya da psikolojik faktörlere de bağlı gelişebilir. Öncelikle fiziksel muayene, gerekli durumlarda da psikolojik destek önerilir.

2- Erektil Disfonksiyon: Peniste yeterli sertliğin sağlanamaması ya da cinsel birleşmenin sonuna kadar sürdürülememesi durumuna verilen isimdir. Madde kullanımı, stres ve yorgunluk, organik bazı bozukluklar veya hastalıklar gibi çeşitli nedenlere bağlı olabilir. Bilinç ve bilinçdışı çatışma durumları, partnerler arası sorunlar, performans kaygısı, duygusal sorunlar gibi psikolojik pek çok faktör de empotans sebebi olabilir.

3- Erken Boşalma: Boşalma refleksi üzerinde kontrol sağlanamadığı bu durum, tekrarlayıcı ve cinsel hayatı olumsuz etkileyen nitelikte olduğunda, cinsel işlev bozukluğu olarak değerlendirilebilir. Bir çok farklı faktör bu bozukluğa sebep olabilirken, bunlardan en geneli erken boşalacağı yönünde gelişen şiddetli kaygılardır. Partnerler arası ilişkinin niteliği de bu durumu etkilemektedir.

4- Disparoni: Tekrarlı olacak şekilde, cinsel birliktelik başlangıcı ve/veya esnasında genital ağrı/acı duyumlanmasına Cinsel Ağrı Bozukluğu/ Disparoni denmektedir. Partnerler arası ilişki niteliği, cinselliğe yönelik korku ve kaygılı durumlar, katı dinsel tutumlara karşı gelişen suçluluk duyguları, cinsel mitlere karşı aşırı duyarlılık ve bununla gelişen korku gibi psikolojik faktörler bu duruma sebebiyet verebilir. Aynı zamanda vajinal enfeksiyonlara bağlı olarak da gelişebilir.

5- Orgazm Bozuklukları: Cinsel uyarılma ve/veya birliktelik sırasında orgazmın hiç gerçekleşmemesi ya da çok gecikmesi durumu olarak kabul edilebilir. Bu durumun bir süredir devam ediyor olması, işlev bozukluğu çerçevesinde değerlendirilebilir. Orgazm bozukluğu, travmaya ya da psikolojik başka bir rahatsızlığa (depresyon, kaygı.. vs gibi) bağlı olabileceği gibi, ilaç ve madde kullanımına da bağlı olabilir. Aynı zamanda partnerlerin ilişkisinin niteliği, orgazm problemlerinde önemli bir rol oynamaktadır.

Cinsel Problemler Yaşıyorsam Ne Yapmalıyım?

İçinde bulunduğumuz toplumun yapısı, cinsellikle ilişkili konuları tabulaştırmaya daha yatkın; bu nedenle cinsellikle ilişkili konular ya da problemler konuşulması zor konular haline gelebiliyor. Bu nedenle bir problem yaşandığında da yardıma başvurmak daha zor oluyor. Halbuki, insanın cinselliği de en temel ihtiyaçlarından biri; her birimiz hayatta kalabilmek için bizi yöneten içgüdüler taşıyoruz. Yemek yemek, güvenli bir alanda barınmak gibi, cinsellik de insanı hayatta tutan temel içgüdülerinden bir tanesi. Bu açıdan düşünüldüğünde, sağlıklı bir yaşam için, cinsel hayatın da sağlıklı olması en temel gereksinimlerden biri.

Bu konularda bir uzmandan destek istemek, toplumda sanılanın aksine ayıp, günah ya da utanç duyulacak bir konu değildir. Eğer ki yukarıda belirtilen problemlerden birini yaşıyorsanız, öncelikle fiziksel bir sorun olup olmadığını kontrol edebilmek için ilgili alandaki bir uzman hekime başvurmakta fayda var. Sorunun psikolojik olduğu durumlarda ise uzman klinik psikologlardan profesyonel destek alabilirsiniz. Desteği bireysel olarak ya da partnerinizle birlikte alabilirsiniz.

41 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör