• Ecem Nur Torun

Sosyal Psikolojik Açıdan Bir Film İncelemesi: Danimarkalı Kız


Danimarkalı Kız" İngiliz-Amerikan yapımı, biyografi-kurgu türünde bir filmdir. Filmin yönetmenliğini Tom Hooper üstlenmiştir. Film, David Ebershoff'un ressam Lili Elbe ve eşi Gerda Wegener'in hayatından esinlenerek yazmış olduğu aynı isimli kitaptan uyarlamadır. Lili Elbe tarihte bilinen ilk cinsiyet değiştirme ameliyatını olan kişilerden biridir. Film, onun yaşadığı süreci anlatmaktadır.

Einer Wegener ve Gerda Wegener, Kopenhag'da yaşayan, ressam bir çifttir. Einer Wegener, oldukça ünlü bir peyjaz ressamıdır. Gerda Wegener ise, işinde iyi olmasına rağmen henüz karakterini bulamamış bir portre ressamıdır, bu sebeple ürünlerini satmakta zorlanmaktadır.

Film toplumsal cinsiyet kalıpları, cinsel kimlik, toplumsal cinsiyet kimliği, cinsel yönelim gibi konuları anlamak açısından önemlidir. Filmdeki ana karakterler Gerda Wegener ve Einer Wegener (Lili Elbe) toplumsal cinsiyet kalıplarından daha farklı kişiliklerdir. Toplumsal cinsiyet kalıpları, kültürün ve toplumun belli bir cinsiyete atfettiği kalıplaşmış yargılar, davranış ve özelliklere verilen isimdir. Burada, toplumsal olarak atfedilenin aksine Gerda, uçarı, sıradışı ilişkilerinde daha maskülen tavırlara sahip biridir. Einer ise daha uysal, nazik, çekingen ve kibar tavırlar sergilemektedir. Bu anlamda ikisi de toplumsal cinsiyet kalıplarından farklılaşmışlardır.

Einer, çocukluğundan beri kendini kadın olarak hissetmektedir ancak topluma uyumlanmak amacı ile bu hislerini yoğun bir şekilde bastırmış, toplumda genel olarak kabul gören ve "normallik" atfedilen heteroseksüel bir ilişki kurmuş ve bu uyum içerisinde hayatını sürdürmüştür. İlk defa Gerda'nın portresini çizdiği modeli çizime geç kalınca Einer, kadın çorabı ve ayakkabısı giyer. Lili ilk tanışma, arkadaşlarının kendisine Lili ismini takması ile olur.

Devam etmeden önce önemli bazı kavramları açıklamak gerekmektedir.

  • Cinsiyet; Doğuştan gelen, biyolojik olarak dişi ve erkek olarak tanımlanmamızdır. XX veya XY kromozomuna sahip olmamız cinsiyetimizi belirler.

  • Toplumsal Cinsiyet; Toplumun bireye kadın veya erkek olması doğrultusunda atfettiği sosyokültürel farklılıklara verilen isimdir. "Kadınsı" ya da "Erkeksi" olma şeklinde toplum tarafından bir cinsiyete atfedilen özellikler fiziksel, biyolojik, zihinsel ve davranışsal karakterlerin tümüne denir.

  • Cinsel Kimlik; bir bireyin genlerinden veya toplumdan kaynaklı tanımlardan bağımsız olarak, kendi benliğiyle, kendisinin hangi toplumsal cinsiyet kalıbına uyduğunu belirlemesi veya kendi tanımlarını yaratmasıdır.

  • Cinsel Yönelim; en geniş tanımıyla bir bireyin -eğer duyuyorsa- hangi cinsiyete romantik ve/veya cinsel ilgi duyduğudur. Aynı zamanda cinsel yönelim, hiçbir cinsiyete ilgi duymama durumunu (aseksüellik) da içerir.

  • Transerkek ya da Transkadın: Biyolojik olarak erkek veya kadın olarak doğmuş bir bireyin cinsel kimliğinin bu biyolojik cinsiyet ile aynı olmaması ("erkek doğmuş olmaya rağmen kendini kadın olarak hissetme" veya "erkek bedenine doğmuş kadın olma" ya da tam tersi.) durumudur. Bu kişiler hormon tedavisi ve ameliyat yoluyla vücutlarını kadınların ya da erkeklerin biyolojik özelliklerini edinecek şekilde değiştirmiş olabilirler veya olmayabilirler.


Gerda, Einer'ın Lili rolüne bürünmekten keyif aldığını fark eder ve birlikte bunu bir role-play oyununa çevirirler. Böylece Gerda hem Lili karakterini resmedebilmekte, hem de birlikte eğlenmektedirler. Daha sonrasında bu oyunu Sanatçılar Balosu denilen önemli bir etkinlikte de sürdürebileceklerini düşünürler. Gerda'nın oyun gibi düşündüğü şey Lili için kimliği ile gittikçe daha çok özdeşleşmek, kadın olarak hayatı deneyimleyebilmek anlamına gelmektedir. Lili olarak ilk kez, bir erkek (Henrik) tarafından beğenilir ve onunla yakınlaşır. Durumun hala bir oyun olduğunu düşünen Gerda, Einer'den bu oyunu bırakmasını ister. Einer ise bunun bir oyundan daha fazlası olduğunu söyler ve Lili'den içindeki ikinci bir karakter olarak bahseder.


Bu tartışmanın ardından Gerda, Lili'nin portrelerini çizmeye başlar. Lili'nin portreleri çok beğenilir ve Gerda'dan Paris'te sergi açması istenir. Einer, kendi bedenini kadın bedeni olarak hayal etmeye başlar. Daha sık Lili olmakta ve Henrik ile görüşmektedir. Henrik ile tekrar öpüştükten sonra Gerda'ya açılır. Bunun ilk kez olmadığını, daha önce de Hans (çocukluk arkadaşı) ile de öpüştüğünü söyler. Daha sonra yaşadığı bu durumdan ötürü doktora gider. Doktorlar bunu bir kimyasal bozukluk, anomali, hormonal dengesizlik olarak değerlendirir ve acil tedavi önerirler.


Einer toplumun erkeksi ya da erkeğe atfettiği roller dışında davranmaktadır. Bu durum sosyal psikolojide " Cinsiyet Tipleşmesi" olarak açıklanır. Cinsiyet Tipleşmesi: Toplumun ve kültürün o cinsiyete sahip kişiden beklediği özellikleri taşımasıdır. Birey cinsiyetine uygun davranışlar sergiliyor ve toplumsal normlara uyum sağlıyor ise bu bireyin cinsiyetinin tipik bir temsilcisi olduğunu gösterir. Eğer uymuyorsa bu toplum tarafından anormal olarak etiketlenir. Burada da Einer anormal olarak etiketlenmiş, yaşadığı bu "kafa karışıklığı" radyasyonterapi ile tedavi edilmeye çalışılmıştır. Einer bu tedavi sürecinden sonra uzun bir süre bunalıma girer. Bu süreçte sergi için Paris'e giderler.


Tabi ki tedavi girişimleri işe yaramamaktadır çünkü transseksüellik bir hastalık değil bir cinsel kimliktir. Lili kendisini bir erkek olarak değil bir kadın olarak tanımlamaktadır. Paris'te bir süre hayatına Einer olarak devam etmeye çalışsa da, Gerda onu Hans ile tekrardan buluşturduğunda Einer onu Lili olarak karşılar. Lili kendi kimliğini ortaya koymuşturve hayatına bu şekilde devam edecektir ve bunu Gerda'ya da açıklar.

Filmin sonlarına doğru Lili, onu "olduğu" kişiye kavuşturacak bir doktor ile tanışır ve cinsiyet değiştirme operasyonu olur. İlk operasyonu başarılı geçen Lili, ikinci operasyon sonrası gelişen komplikasyonlar sonrası hayatını kaybeder. Filmin sonunda Lili'nin ölmeden önce Gerda'ya anlattığı rüyası aslında pek çok şey anlatmaktadır;

"Dün gece hayatım boyunca gördüğüm en güzel rüyayı gördüm. Annemin kollarındaydım, yeni doğmuştum. O bana baktı ve bana Lili dedi."


Lili, yeniden doğmuş, kendisine kavuşmuş ve tamamen kendisi olarak hayatını kaybetmiştir.


Fikirler paylaştıkça çoğalır, ben de sürçülisan ettiysem affola. Sizler de filmle ya da analizle ilgili görüşlerinizi, değerlendirmelerinizi, yorumlarınızı benimle paylaşmak isterseniz aşağıdaki butona tıklayarak bana ulaşabilirsiniz. Herkese keyifli okumalar!




29 görüntüleme0 yorum